BİR TUTAM MUTLULUK !!


Küçücük mutluluk istiyorum hayat o kadar küçük olsun ki alma onu benden !! Nede güzel esiyor rüzgar odamın penceresinden , serinledi yüreğimin sızlayan yanları.. Yoruldum hayat gelme daha fazla üzerime , hoş gelsen de üzerime sabrım büyük yıkamazsın ki beni !! Büyük bir derdim yok, derdimden büyük Rabbim var benim !! Geliyor eylül , yağmurları ile yıkanacak tutmayan hayallerim , kırılan umutlarım , rüzgarları ile savrulup gidecek yorgunluğum , düşecek omuzlarımdan sıkıntılar yaprak yaprak ve rengarenk gök kuşakları ile renklenecek , yenilenecek yine yüreğimin siyah / beyaz köşesi.. Yeni hayaller kuracağım , yeni umut tohumları atacağım yüreğimin toprağına yeşersin diye.. Yeniden çiçek açacak yüreğim , yeniden kelebekler uçacak içimde .!! Ne kadar yorgun olursam olayım yinede inatla eksik etmeyeceğim yüzümden , yüreğimden tebessümü.. Evet bu ara tebessümüm bile buruk belki ama zor imtihanlar güçlü insanlar yetiştirir ve gülümseyebilen insan güçlü insandır bunu sakın unutmayın.. Bazı insanların yüreği söz doludur, söyleyecek çok şeyleri vardır ama dili dönmez söylemeye onları duymayı öğrenin belki de bir " nasılsın" sorusuna yada biri ile birlikte bir köşede sessizce oturmaya ihtiyacı vardır kim bilir.. Mutlu geçen biraz zaman , bir tutam içten bir gülüş , bir parça sevgi ve bir fincan kahveye ihtiyacım var şimdi.. Bıraktım artık sesimi duyurmak için çabalamayı , çünkü anladım ki susmalıyım.. Her zorluğun sonunda doğan bir ışık mutlaka vardır , ne demiş Mevlana üzülme , ayağına batan dikenler aradığın gülün habercisidir .. Bir hal var ki içimde o hali anlatmaya halim bile yok şimdi , uçmak için illa kanat mı gerek hayallerim , umutlarım hala cebimde tebessümüm hala yüzümde , var git işine hayat savrulsamda sert rüzgarlarında oradan oraya pes etmeyeceğim asla sadece biraz dinlenmeye ihtiyacım var , şimdi köşeme çekilip kendimi dinleyeceğim biraz.. Güneş şehrimden giderken usul usul , geceye bırakacak yerini ve ben yine yorgunluğumu omuzlarımdan , kırgınlıklarımı yüreğimden dökeceğim geceye ve yine birlikte toplayacağız beni.. Kırgınlıklarımı affedeceğim , yorgunluğumu üfleyip yeni hayaller düşleyeceğim ve sabrıma bir tutam daha sabır ekleyip öyle karşılayacağım eylülü.. " YAPACAKLARIM SINIRLI OLABİLİR FAKAT UFKUM GENİŞ " Bu yüzden hayat bana engel koyma o engelleri aşarım senide paşa paşa yaşarım bunu sakın unutma .. :)

KENDİME YENİ BİR BEN LAZIM..!!


Özledimm hemde çok özledim çocuk olmayı !! Çocukken en fazla benimle kimse oyun oynamıyor diye ağlar üzülürdüm , 5 dakika sonra gözlerimi siler oynamazlarsa oynamasınlar ben kendi kendimle oynarım der gülümserdim.. Şimdilerde çok fazla yetemiyorum kendime , ne kadar " acımadı kiii " desemde hayata !! yoruldum , tükendim içimdeki çığlığı duymayışlarından.. Gözü kördü hep etrafımın gözyaşımı hep tek başıma sildim ben , artık kulağıda sağır , döksem içimi toplar mıyız birlikte desem de duymaz oldular sesimi , hep ağır geldim ben onlara , kırıldım ama belli etmedim hiç birine , canım yandı ama akıtmadım hiç gözyaşımı onların önünde.. Toplarım ben yine içimin buruk köşesini , hayat kısa, yol uzun vakit yok değer nedir unutanlar uğruna zamanı ağlayarak boşa harcamaya.. Şimdi vakit sonbahar toplar ne kadar kırgınlığım varsa dökerim hepsini yaprak yaprak yeniden doğarım küllerimden yeni bir ben ile yeniden yeterim kendime.. :) " Kum saatini yan yatırmak zamanı durdurmak anlamına gelirmiş , en mutlu anınızda kum saati yana düşsün ve siz hep mutlu kalın.."

YAŞASIN MİMLENDİM Kİ BEN :) :)


Eveettt herkese merhaba güzel bir mim ile karşınızdayım bu ikinci mimlenişim biraz acemiyim bu konularda lütfen kusuruma bakmayın olur mu !? Blog arkadaşım Deep Tone'ye beni mimlediği için çok çok teşekkür ederim lafı çok uzatmadan hadi gelin bakalım neler demişim cevaplarımda... :)


1: Nasıl blog yazmaya başladınız ?


Kısa ve öz aslında bu sorunun cevabı !! Edirne ilçesi Keşan'da yaşıyorum ve doğuştan omurilik felciyim çok sık dışarı çıkıp dolaşan bir insan değilim o yüzden burada konuşacak arkadaşım olmadığından derdimi , sıkıntımı bir bloğa dökmek istedim vee buradayım.. :)


2: Bloğunda daha önce yazmadığın bir tarzda yazsan bu ne olurdu ?


Hmmm aslında bloğumun bir tarzı yok kişisel bir blog ve içimden ne geçiyorsa onu yazıyorum belirli bir tarz ve konum yok tamamen ruh halime ve yaşantıma bağlı.. 


3: Bloglarda okumayı en çok sevdiğin konular nelerdir ?


Spor ve siyaset harici her tür konuları okumayı seven biriyim onun dışında kişisel , şiir , hikaye , öykü , kozmetik , mutfak gözüme çarpan hoşuma giden her yazıları inceler okurum.. 


4: Hayatta yapmayı en çok istediğin 3 şey ?


Küçük bir karavan ile dünya turu :)  başka

 bir isteğim yok hayatım ve ben artık kısa ve özüz fazla beklentiler olmadan elime geçenin tadını çıkartan biriyim ben.. :) 

Evettttt kısa ve öz cevaplar ile bir mimi başarı ile bittirmenin mutluluğunu yaşıyorum iyi ki varsın blogger dünyası sizleri çok seviyorum.. 


İçimin Buruk Köşesi..




Üzerime geldiğinde hayat , yetişir imdadıma sükut ve sabır .. Sabır ettikçe dökülür omuzlarımdan yorgunluğum , alırım rahat bir nefes . Söyleyecek bir sözüm yok duamdan başka , içinde samimiyet olan hiç bir dua yarım kalmaz bilirim... Şimdi ben hangi gökyüzünü yarsamda dağılsa o kara bulutlar , yağsa bir yağmur temizlenir mi içim , ferahlar mı yüreğim ?! karmakarışık duygular , sabrım büyük çıkacak bilirim gök kuşağı yeniden renklenir elbet içimin siyah / beyaz köşesi.. Akşam olmaya az kaldı eşlik edecek gece yeniden içimin buruk köşesine , ay ve yıldızların eşliğinde müzik kulağımda , elimde kahvem şahit olacak içimden dökülenlere.. Yine b'aşk'a b'aşk'a seslenecek hayat ve ben yine içimin buruk köşesinden kocaman bir tebessümle gülümseyeceğim " acımadı kii " diyerek.. " Seven özlediğine der ki !! şehirler arası otobüsü bırak , gönülden bir yol bul kes bir bilet kalbine , kavuşsun yüreğim yüreğine..

RENGARENK UMUTLAR !!


Ne çok şikayet eden var bu ara hayattan , hele bir de can sıkıntısından patlayanları saymıyorum bile.. Gerçekten hayatımız bu kadar sıkıcı mı ?! yapacak hiç bir şeyimiz yok mu ?! Hayata küsmek bu kadar kolay olmamalı bence , ilk önce kendinizi insanlara anlatmaktan vazgeçin çünkü artık bir çoğu işlerine geleni duyuyor.. Hiç birimizin hayatı toz pembe değil ki , herkes kendi hayatının ressamıdır ve fırça sizin elinizde istediğiniz renge boyayabilirsiniz hayatınızı.. Ve siz siz olun kimseyi hayatınızın merkezi haline getirip tepenize çıkmasına izin vermeyin , hayatınızın merkezi daima kendiniz olun , neyin doğru neyin yanlış olduğuna siz karar verin , çevrenizdekileri dinleyin ama son söz sizde olsun.. Kendinizi sevin çokça , her gün bir şeylerle şımartın kendinizi  , sevgi acıyı tatlıya , bastığınız toprağı altına , hastalığı şifaya , zindanı saraya , dertleri dermana dönüştürür bunu sakın unutmayın.. Gözleriniz daima kendinizi , çevrenizi araştırmaktan vazgeçmesin , görüp okuduğunuz , dokunup hissettiğiniz , duyup dinlediğiniz her şeyin içinde bir tutam mutluluk saklıdır daima , yakalayabildiğiniz her mutluluk tanesi ile omuzlarınızda ki yorgunluğu atın ve tadını çıkarın elinize geçen anın.. Yol uzun hayat kısa haydi silkeleyin içinizdeki siyahı , atın içinizde ki can sıkıntısını , alın elinize fırçanızı boyayın rengarenk umutlara hayatı..

Oooh Hava Miss..


Bugün günlerden özgürlükk..!! :) 
Ellerim tekerlekli sandalye sürmekten sızlıyor olmasına rağmen acıdan çok büyük keyif hissediyorum vücudumun tüm zerresinde... Gezip dolaşmadık dört bir köşe bırakmadık bugün , sizlerinde benim gibi değişik huyları var mıdır !? bilmem ama benim bir kaç değişik alışkanlığım var mesela hayatımda her şeyde renk uyumuna çok takıntılıyımdır , yolda dolaşırken yanından her geçtiğim dükkan tabelalarının isimlerini okurum , yol şeritlerini sayarım , çiçekçilerin önünden geçerken kaç çeşit çiçeği var onları sayarım vesaire vesaire , böyle ufak tefek takıntı ve alışkanlıklarım vardır ama bugün o alışkanlıklar sayesinde bir şey öğrendim .. Anladım ki okumayan insan güneş girmemiş eve benzer , rutubetli , içi soğuk , dağınık ve karanlık.. Ve anladım ki okumak için illa kitaba gerek yokmuş , insan doğayı da okuyabilir , güneşi , bulutları , ayı , yıldızları , ağaçta sallanan yaprakları , çimeni , toprağı.. Velhasıl hayatı anlayarak , şah damarına dokunarak , insanların gözlerinin içine bakarak  , dertlerini dinleyerek , hayatın içindeki güzellikleri hissederek okuyup anlayabileceğimiz o kadar çok şey varmış ki .. Hayatın içinde tüm karanlığımızı aydınlığa çevirecek saklı bir ışık mutlaka vardır önemli olan o ışığı fark edip yakmak ve görüp okuduklarımınız idrakına varıp aydınlığı daha da arttırabilmek ve karanlıktan kurtulmak isteyen herkesle bir tutam ışık paylaşabilmek.. Aaah bugün toprak nede güzel koktu bir bilseniz , hele bulutlar yeni yağmurun habercisiymiş gibi bakıyor yeryüzüne , çimenler şenlenecek , çiçekler gülümseyecek.. Ah okumak !! Eğer bakmak ile görmek arasındaki farkı anlayabilirsek baktığımız her yerde içinde hayat barındıran , ışık barındıran bir yazı bulabilirsiniz kendiniz için ve ben bugün daha iyi anladım ki insan önce kendini okumalı , kendini okuyup anlayamayan bir başka hayatlara hep yabancı ve hep uzak kalır , işe önce kendinizi okumakla başlayın sonra gördüğünüz , dokunduğunuz , hissettiğiniz her şeyi okumayı , anlamayı öğrenin o zaman hayatı daha net görecek ve sizi sınadığı imtahanları daha kolay karşılayabileceksiniz..

HAYALLER HİNDİSTAN , HAYATLAR BİZİM EVİN HALLERİ :)

Herkese merhabalar ..!! Bu sefer ki yazım pek ilgi çekici olmayacak belki ama bugünde bir hayalimden , çok sevdiğim bir şeyden bahsetmek istedim bloğumda.. Bloğumu ziyaret edenler hakkımda köşesini okudunuz mu bilmiyorum , efendim bendeniz doğuştan omurilik felci bir kızım bir önceki yazımda hani dedim ya " hayatı seyreden oldum her zaman "diye ve " hayal defterimden " bahsettim üstü kapalı olsa da , işte bugün sizlere gezilecek yerler listemin başında gelen bir yerden bahsedeceğim.. Resimden anlamışsınızdır mutlaka , evet efendim bendeniz tam bir " Hindistan " aşığıyım orası ile ilgili belgeseller izlemekten ,  gidip de görenlerle sohbet etmekten büyük keyif alırım.. Hindistan sevgim küçük yaşta izlediğim bir Hint filmi ile başladı , çocukken TRT kanalında Hint filmleri oynatılırdı hafta sonları , normal şartlarda çektiğim ağrılardan dolayı gece erken uyumakta zorlandığım için sabah 10 - 11 gibi uyanan ben sırf uyuyakalıp filmi kaçırmayayım diye saati kurup erkenden kalkıp televizyon başına geçerdim çok güzeldi o zamanlar , neden bilmem kesildi birden filmlerin yayınlanması , şimdilerde Meltem tv diye bir kanal veriyor ama o kadar çok kesinti yapılıyor ki filmlerde hiç zevk vermiyor izlemesi.. Hindistan deyince bir çoğumuzun aklına ilk gelen şey çok pis bir yer olduğu , evet az çok doğruluk payı var bu düşüncenin ama söylenenler kadar abartılı bir kirliliğinin olmadığını öğrendim gidenlerden ve izlediğim belgesellerden , kaldı ki günümüzde Türkiye'de bile çöpleri çöp kutularına atmayan bir çok duyarsız vatandaşımız var..  Birde akıla gelen şeylerden birisi de ineğe tapma olayı , bu konu aslında tapmaktan çok daha farklı bir olay Hindistan halkına göre hayvanları kesmek yani öldürmek bir canilik olarak görülüyor , onları kesmek yerine verdikleri şeylerden yararlanmak daha mantıklı geliyor akıla , yani sütünden yararlanmak , dışkısı ile ateş yakıp ısınmak gibi , ineklere saygı duymak ise şuradan gelmektedir biliyorsunuz ki Hindistan'da bir çok Tanrı'ya inanılıyor ve rivayetlere göre inek tanrıların beslediği , baktığı , koruduğu bir hayvan olarak biliniyor bu yüzden orada inekleri öldürmek yasak ve suçtur yani ineğe tapmak gibi bir şey yok.. Hindistan benim için her zaman dünyada var olan " Saklı Cennet " olmuştur o kadar güzel ve görkemli yerleri var ki size bunların bir kaçından beğendiğim yerlerden bahsetmek istiyorum . İlk sırayı Mumbai'ye verelim ışıl ışıl bir şehir güzel ve görkemli olduğu gibi tabiki Bollywood'a ev sahipliği de yapıyor . Varanasi Uttar Pradesh eyaletinde bulunan bir şehir , Hindistan'ın en eski yerleşimlerinden birisi , Hintliler buraya Ganj nehrinde yıkanmak için gelirler..  Jaipur turistik harikalarla dolu gidip görülesi güzel bir yerdir . Goa Hindistan'ın batı yakasında bulunan cennet sahilleri ile ünlü küçük eyalet yerleşsek mi acaba diyebileceğiniz doğa harikası içinde değişik hayvan türlerini barındıran bir yer.. :)  Kerala Hindistan'ın güneyinde yer alan  bir eyalet geniş sahilleri ve palmiye ağaçları ile tropik cennet , ev tipi botlarla yapılan gezintiler size güzel anlar yaşatacaktır. Pencap Hindistanın kuzeybatısında yer alan eyalet altın tapınak ile dikkatleri çekmektedir. Chennai Madras olarakta bilinen , Hindistan'ın dördüncü büyük metropol şehridir kültürel açıdan zengin bir yerdir.. Aah hele birde aşkı uğruna inşaa edilen bir yer var ki kapısından her giren güzelliği ve verdiği huzur karşısında göz yaşlarına hakim olamıyor orası neresi mi tabiki "  Taç Mahal " dünyanın 7 harikasından biri Delhi/ Agra'da bulunuyor bu güzel başyapıt . Yani lafı çokta fazla uzatıp sizleri çok sıkmadan özetlemek gerekirse görülmesi gerek güzel saraylar , tapınaklar , botanik parkları , uzun kumsallı sahilleri ile harikalar diyarı ülkenin dört bir köşesini gezmek gerekir hiç bir kesimini atlamadan. Ve o görkemli festivallerini de unutmamak gerek tabi diwali ve holi festivali gidip de herkesin mutlaka hayatında bir kez katılması gereken festivallerden.. Rengarenk sarileri , takıları ve hareketli dansları ile harika bir duygu seli... Birde misafirperver insanları var bu güzel ülkenin , İngilizlerin sömürüsünden dolayı ülke ikiye ayrılmış olsa da zengin kesim ve fakir kesim diye insanları sıcak kanlı ve yardım severmiş , giden turistleri evlerine davet eder çay ikramında bulunurlarmış , değerin ve paylaşmanın hala var olduğu bu güzel ülkeyi çok seviyorum. Çocukları da ayrı bir güzel Hindistan'ın , Türkiye'de güvensizleşen sokaklar ve ilgisizleşen aileler yüzünden günümüz nesli teknoloji bağımlısı olmuş durumdayken bu ülkenin çocukları sokaklarda çocukluklarını çocukça doya doya yaşarken , oyuncakları yok diye ağlayıp sızlanmadan elindeki ile yetinmeyi öğreniyor , kendilerine oynayacak bir şeyler bulup hafızalarında güzel anılar biriktiriyor, kocaman geniş hayal dünyasına sahip oluyorlar ve güzel hayaller kurabiliyorlar , arkadaşlığın , paylaşmanın ve sevginin ne kadar değerli bir şey olduğunun farkına daha iyi varabiliyorlar işte bunu görmek , duymak beni mutlu ediyor.. Bu yüzden bu ülkeyi görmeyi çok istiyorum ama gelin görün ki engelli olduğum için hiç bir tur acentası beni kabul etmiyor ve buda hayal defterimde üstü çizilmeden kalan yerlerden bir tanesi , bu beni biraz üzdü ama buna da bir " Eyvallah " dedim ve gülümsüyorum şimdilik içimdeki Hindistan sevgisini her geçen gün daha da büyüterek  , beni bir yük ve engel olarak gören insanlara inat Rabbim nasip etmişse eğer elbet bir gün o güzel ülkeye gidecek her toprağını karış karış gezip hayal defterimi açıp yüzümde kocaman tebessümümle üzerini çizeceğim ve herkese her şeye inat umudum her zaman baki kalacak içimdeki Hindistan sevgisi ile birlikte..

13.08.2003 - 13.08.2016

Bugün neden bilmiyorum pek keyfim yok , bir tutam yorgunluk tozu serpmişler sanki üzerime , gün batımını seyrederken gözüm birden eskilere dalıp gidiverdi.. Aaah o eski günler !! her daim önüne bak diye söylenen ben bugün arkama gitti gözlerim.. Şöyle bir bakınca aslında öyle iki elle tutulacak bir geçmişte yok ki arkamda hiç , hayata 1-0 yenik başlayanlardanım ve neresinden tutsam kopan bir hayat olsa da elimde inatla düşmemek için , düşersem kalkmak için çabalıyorum sürekli ve artık yorgun olan sadece bedenim değil kalbimde , ruhumda yorgun ama inat ettim yüzümden hiç düşürmeyeceğim gülümsememi.. Ben hep hayatın seyircisi oldum , bahçeli müstakil bir evde 16 yılım geçti bir köşe başında evinin önünde oturan teyzeleri seyrettim . Lapa lapa kar yağarken dışarıda odamın camından bembeyaz örtünün üzerinde iz çıkaranları seyrettim , birbirlerine kar topu atanları seyrettim.. Bahar geldiğinde yine bir köşe başında saklambaç , kör ebe , renkli istop oynayan ip atlayan , sek sek oynayan çocukları seyrettim.. Yaz geldiğinde ise yazlığa gider sahil kenarına iner bir masaya oturur en köpüklüsünden bir kahve ısmarlar kendime denizin üzerinden gelip geçen gemileri seyrettim.. Bu kadardı işte benim özgürlüğüm , hayatım , geçmişim.. Bir gün önce bir dozer geldi yıktı geçti o huzur dolu seyrettiğim sahneyi yerine dikti kocaman beton yığınını , sonra doktorun kulaklarımdan hiç bir zaman silemediğim " hastanız kanser " diye hitap ettiği sesi delip geçti hayallerimin tam ortasından ve dokundu  en sevdiklerime işte o gün özgürlüğüm sıkışıp kaldı dört duvar arasına . O gün yine yüzümde kocaman bir tebessümle buda geçecek diyerek yıkılan hayallerimi bir kenara koyup kendime yeni bir hayal defteri aldım , yazdım içine ne geçiyorsa gönlümden  ve aklımdan , ilk sırayı hiç alamadığım üzerine binip süremediğim turkuaz renkli önünde sepeti olan bir bisiklet aldı , sonra gezip görülecek yerler , sonra yapmak istediklerim , 13 yıl geçti üzerinden hiç birinin üzeri bir çizik görmedi.. Ben yinede umutsuzluk ekmedim yüreğime , kirletmedim düşüncelerimi , küsmedim düşlere.. Baktım şöyle bir hayata bana ne kadar engel koyarsa koysun yaşamanın bir yolunu buldum mutlaka , biraz yoruldum belki ama pes etmedim , isyan etmedim , sabır ve dua ile yürüdüm yolumda.. Güzel günler yola çıktı geliyor , bugün değil belki ama elbet bir gün kaybettiklerimi yeniden kazanacağım geri , özlediği her şeye kavuşacak yüreğim yeniden , ümitsizliğe lüzum yok , baktım gelmiyor o gemi bana o  zaman ben ona gidecek bir yol bulurum.. Hayat sürprizlerle dolu bulunur bir yol , açılır bir kapı elbet !! bakmak , görmek , dokunmak ve hissetmek gerek saklı olan huzura kavuşmak gerek..

KAHVE OLMAK !!


Herkes hayatta bir şeyler olmak ister , kimi mesleki şeyler söyler , kimi bir çiçek , kimi de bir kuş.. Belki garip gelecektir okuyunca sizlere ama ben ise içmekten çok büyük keyif aldığım bir kahve çekirdeği olmak isterim her zaman.. Neden mi !? kahve çekirdeği , hani kahveyi suya kattığımız andan itibaren güzel bir koku yayılır ya etrafa , nefis tadını bırakır ya damağımızda , hele birde ılık bir yağmur yağıyorsa dışarıda eline alıp kahve fincanını yağmurun yağışını izleyerek yudumlarsın ya işte o an insanın içinde ne dert kalır ne tasa.. Kahve deyip geçmeyin aslında insana çok şey anlatıyor bakmak ile görmek arasında ki farkı bilenlere. Hayatı akışına bırakmak gerektiğini , çözemediğimiz şeylerle fazla uğraşmamak gerektiğini , her daim ileri bakmak gerektiğini ve ufak şeylerden keyif alabileceğimizi öğretir kahve çekirdeği.. Hayat acıda olacaktır bazen  tatlıda , acı olduğunda tatlandırmak size düşer , tatlı olduğunda ise keyfini çıkarmak ve güzel anlar biriktirmek gerek ve gün gelip yorulduğunuzda o anları hatırlayıp hüzün bulutlarını dağıtabilirsiniz.. Kısaca kahve çekirdeği deyip geçmeyin küçük bünyesinde kocaman bir hayat , küçük umutlar , bir tutam huzur ve mutluluk barındırır , tadını almak keyfine varmak size kalmış.. :)

HAYAT İŞTE !!


Hayat bir şiir gibi seslenip sesini duyurdu sonunda bana ; aldırma kimselere kaldır başını masmavi gökyüzüne dinle bak kuşlar nasılda güzel cıvıldıyor , ağaçlar rüzgardan nasılda güzel ses çıkarıyor . Bak ve gör çiçekler rengarenk açmış , etrafında kelebekler uçuşuyor yazın son demlerini yaşıyor hepsi sen niye sonbaharı , kışı yaşayasın ki... Hayat bir pamuk şekeri değil ki elbette canın yanacak , elbette kırılacaksın ama bu demek değildir ki kendini en yüksek uçurumlardan en dipsiz kuyulara salacaksın.. Kimsen yok mu etrafında boş ver Rabbin sana yeter içini dökecek birilerine ihtiyacın yok ki hiç bir zaman sen sana yetersin , kendine yetmeyi öğren , kendini sev , kendini dinle.. İlla bir dost istiyorsan eğer gece ile dost ol , gündüz ile dost ol , masmavi gökyüzündeki pamuk şekeri bulutlarla dost ol , dök içini yağ yağmur misali onlara , sonra toplayın birlikte dağılanları , ağla ağlayabildiğin kadar ıslat kurumuş umutlarını , at yeniden umut tohumlarını yeşersin her şeye inatla pes etmeden , devam et düş kurmaya olmadı diye asla küsme onlara.. Yaz içinde birikenleri kimse bilmese de sen yinede yaz , bazen konuşarak söyleyemediklerin olur ya hani susarsın ya hep ve sustuklarının cezasını kalbin ödese de yaz içinde birikenleri , kimse bilmese de akıt sen zehrini kalbinde iyileşir elbet zamanla..

İçimden Geldiği Gibi



Usta kalemler gibi yazmayı bilmem ki ben , içimden geçeni dökerim sadece ortaya , pek kimim kimsem de yok yakınımda öyle birlikte toplayalım dökülenleri.. Yol yorgunuyum biraz , kimi zaman ruhumda hissettiklerim dünyaya çıkacak bir kelime bulamaz oldu bu aralar. O karşıdaki gemi gelecek diyorlar bekliyorum bekliyorum ne gelen var ne giden. Güzel günler sana gelmez ki sen ona gidersin , eğer beklemeyi seçersen bir bakarsın arkana koca bir ömür gitmiş ellerinden bekleyeceğim derken.. Ne kadar dilinle söz verip ben güçlüyüm desende , kalbin yorgundur aslında ruhunun yorgunluğu da takılır peşine güçlü görünmeye çabalarken bir bakmışsın " zayıfmışsın " meğer , yinede pes etmek yakışmaz ki var gücünle her şeye , herkese inat dimdik durmaya devam etmelisin.. Yeni masmavi gökyüzüne başını kaldırıp silkelenmeli , atmalı yorgunluğu üzerinden.. " Neresinden tutsan kopan bir hayat bu " ama yinede vazgeçme var gücünle tut çıkar kendini en dipsiz kuyulardan . Gülümse kuşlara , ağaçlara , çocuklara , değer kıymet nedir unutan insanlara belki değişir her şey bir tebessümün ile.. Hayatı bir şiir olarak gör , oku , dinle , dokun ve hissett içinde saklı huzur ve mutluluğu , aç en sevdiğin müziği dans et gönlünce kimin ne dediğini , ne düşündüğünü umursamadan.. İçinde biriktirdiklerin hüzün olmasın artık güzelliklere aç yüreğini , hadi yorma artık kendini. Şimdi yenilenme vakti , kendini bulma vakti tüm zorluklara rağmen gülümseme vakti... :)